Posted on

İki Kitap Önerisi

Watership Tepesi

Richard Adams‘ın bütün dünyada çok satan kitabından çoğu Türk okuru gibi ben de Lost ile haberdar oldum. Aklımın ve defterimin bir köşesine ismini not ettiğim kitabı bir süre baskısı olmadığı için alamadım, aldıktan sonra da; uzun bir süre okunmak için sıra bekledi.
Kitap, bir grup genç tavşanın, psişik güçleri olan Fiver’ın öngörüsüyle kolonilerini terk etmesi ve yeni bir yaşam alanı aramaya başlamalarıyla başlıyor.  Kaçış ve yolculuk kısmı kitabın genel olarak sıkıcı kısımları, tabi kitabın okunurluğunu azaltan etkenlerden biri de uzun süre tavşanlarla muhattap olmak da olabilir. Kaçakların Watership Tepesine ulaşmaları ve sonrasında Efrafa kolonisi ile mücadeleleri, kitabın en heyecanlı ve zevkle okunan kısımları. Efrafa ile mücadele kısımları bir nevi ‘saraydan kız kaçırma’ gibi. Yeni bir yerleşim yeri bulan grubumuz, soylarının devamını sağlamak isterler; fakat içlerinde hiç dişi yoktur. Bu zorunlulukla General Woundwort’un dikdatörlüğü altında yaşayan (distopik bir dünya olarak da okuyabiliriz) Efrafa Kolonisinden bir grup dişi tavşanı kaçırmak amacıyla sefer düzenliyorlar.
Kitapta, bölümler arasında grubun ozanı olarak görünen Dandelion’un dilinden tavşanların atası El-ahrairah  efsaneleri karşımıza çıkıyor. Aralarda anlatılan bu öykülerin altında dini öğeler kendini belli ediyor. Hristiyanlık öğretileri ve İngiliz söylenceleri tavşanların dünyasına uyarlanarak anlatılıyor.
Kitabı bitirdikten sonra, kitaptan uyarlanan 1978 yapımı çizgi filmi de izledim, kitabın verdiği tadı vermese de zevkliydi.
Bir ütopyanın peşinde koşan bir grup tavşanın başrolde olduğu kitap, yer yer sıkıcı olsa da yine de eğlenceliydi. Bu arada birkaç şikayetim yok değil; ilki bu kadar macera atlatan grupta hiç bir tavşanın ölmemesi (kitabın aksine çizgi filmde bir kaç karakter ölüyor), ikincisi ise kitabın puntularının küçük ve sıkışık olması. Bir de kitabın başına eklenen bölgenin haritası kitaptan bağımısız olarak ayrı verilse ve kitabı okurken önümüzde açık olsa daha güzel olurdu.
Yazan: Türker Şirin
https://twitter.com/turkersirin
Posted on

Bilim Kurgu Klasikleri 1 : Zaman Makinesi

 

H.G.Wells, modern bilim kurgu edebiyatın babası olmasının en büyük nedeni bilim kurguya derinlik katmış oması. Birçok romanıyla bilim kurgunun alt türlerinin oluşmasını sağlamıştır. Bunlardan biride Zaman Makinesidir. Zaman Makinesi ayrıca kendisinin de ilk romanı. Ve kendisi küçük ama bilim kurgu edebiyatında yeri büyük bir başyapıttır.

the-time-machine-book-bushwickZaman makinesi ve zaman yolculuğu fikirleri bugüne dek yüzlerce yönetmen veya yazar tarafından işlendi, filmlere ve kitaplara konu oldu. Ancak bu fikri ele alan ilk kez ( daha öncesi var mı bilmiyorum ) belki de en çarpıcı olarak H.G. Wells’den başkası değil. Kitap yalnızca macera amaçlı bir zaman yolculuğu hikâyesi değil. Bütün Wells romanlarından olduğu gibi sosyolojik bir gelecek okuması ve başarılı bir distopyadır. Tabi bütün Wells romanlardaki gibi çok katmanlı bir romandır.

Zaman Gezgini, zaman makinesi ile 802701 yılına gidiyor. Kitabın yazıldığı zamanların 1895’li yıllar olduğunu hesaba katarsanız, nasıl bir hayal gücü ile karşı karşıya olduğumuzu anlamamız açısında önemli. Başkarakterimiz olan Zaman Gezgini, gittiği yerde insanlara daha doğrusu Eloiler’le karşılaşıyor.
Yukarıda yaşayanlar, günümüzün lüks ve refah içinde yaşayanlarıdır. Zayıflardır, boyları bir metre yirmi santimden daha uzun değildir. Sıkıntı nedir bilmediklerinden güç ve zekâ gibi fonksiyonları körelmiş, narin ve savunmasız yaratıklara dönüşmüşlerdir. Bir nevi burjuvadırlar. Aşağıda yaşayanlar, işçi sınıfı olarak nitelendirilebilir. Bu insanlar karanlıkta kalmış ve güçlerini kaybetmemişlerdir. Bir yönüyle bu iki ırk, yönetici ve hizmet eden tarafın son hallerini oluşturmaktadırlar. Wells anlayacağımız bir dille geleceğin toplumunu sınıflara ayırarak, içindeki bulunduğu ve daha devam eden bir kapitalist toplumun insanı karanlık bir geleceğe sürüklediğini çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Gerek konusu gerek çarpıcı gelecek tasviriyle Wells sizi bir yerlerden yakalıyor. Neden bu kadar emin konuşuyorum? Çünkü Wells size tek düze bir anlatımla tek düze bir tür ile hikâye anlatmıyor. Sizi sadece konuyla baş başa bırakmıyor neden ve sonuç ilişkisini de size sunuyor. Onun için Zaman Makinesi her bilim kurgu severin okuması gereken bir kitap.

 

Sinemada Zaman Makinesi:

Zaman Makinesi, 1960 yılında Geroge Pal ve 2002 yılında H.G. Wells’in torunu Simon Wells tarafından iki sefer sinemaya uyarlanmıştır. Ve 1979 yılında Nicholas Meyer tarafından yönetilen Time After Time ise kitabın bir uyarlaması değil ama filmin konusu zaman makinesiyle yapılan yolculuk. Yolculuğu yapanlar ise Karındeşen Jack ve Wells’dir. Wells zaman makinesiyle Karındeşen Jack’i takip ediyor. Olay 1979’un San Franciscosunda geçiyor. İlginizi çekebilir. Bir başyapıt değil ama zevkle izlenebilir.
zaman-makinesi-hfwells

Orijinal adı: The Time Machine

Çeviri: Volkan Gürses

Yayınevi: İthaki Yayınları